Bir akşam vakti aniden akla gelebilen bir düşünce. Hem de bir sahilde, çay ve tuzlu çekirdek ve hafif konularda sohbet gibi güzel şeyler yaşarken. Olay şu şekilde gelişti: Arkadaşım geçenlerde bir çorba yaptığını ve birilerinin onu beğenip tarifini istediğini söyledi. Hayatında kimsenin tarif istemediği biri olmak gerçeği tam o anda, böğrüme bir taş gibi oturdu.
Güzel Hereke sahili, kıyıda demirlemiş tekneler, balık tutanlar falan birden gözümden düştü, başıma yıkıldı demiycem tabii. Bu fazla abartı olur. Ama kısa süreliğine içim hafiften buruldu. Neden hayatım boyunca kimse bana şöyle şeyler söylememişti?
- Kıymalı patlıcan oturtman 10 numara olmuş, hemen tarifini alayım.
- Bu, hayatımda yediğim en güzel tatlılardan biri. Nasıl yaptın, valla bravo! Mutlaka bana tarifini vermelisin.
- Yok böyle bir çorba! Seni tebrik ediyorum ve tarifini bana atmanı istiyorum. Unutma, hemen yaz, aman kaçmasın!
Üstelik, sanırım ki bunu hayatımda ilk defa düşünüyordum. Oysa daha önce onlarca kere yanımda böyle şeylerden söz edilmiş olabilirdi. Ama benim hayata bu sebeple, o akşam güceneceğim tutmuştu.
Bunu saymazsak çok güzel bir akşamdı. "Bu da nazar boncuğu olsun" derler ya, ben de öyle diyeyim madem.
(Konu görseli yapay zeka desteğiyle hazırlandı.)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder