Kesinlikle ben değilim fellah köftesi yapabilen şahane kadın; arkadaşım Arzu. Ben, bu durumdan iyi bir dram çıkarma potansiyeli olan kadınım. Hem de neredeyse otomatik olarak böyle.
Kızım, bir adı da sarımsaklı köfte olan bu yemeğin güzel bir tarifini almak istiyordu. Arkadaşımın doğru adres olduğunu da gayet iyi biliyordu.
Arzu, onun gönlünü yapmak için dün bu yemekten yapmaya karar verdi. Ben de fırsattan istifade, özenle çekimler yaptım. Böylece konuyu sosyal medyada, özellikle YouTube kanalımda kullanabilecektim.
Kızıma haberi verdim. Video hazırlayacağımı, kendisine de atacağımı söyledim.
Böyle bir jeste maruz kalan birinin yapması gereken şeyi yaptı: Arkadaşıma telefon açıp teşekkür etti.
Burada sorun yok. İyi, güzel.
Benim dramım kızımla mesajlaşırken oluşmaya başladı. Güzel güzel konuşuyoruz, arkadaşım için "şahane bir kadın" demez mi?
Dermiş... dedi.
Bu kadarı benim için fazlaydı.
"Ben de karamelize şerbetli şahane Etimek tatlısı yaptım sabah sabah" dedim, suratsız bir emoji eşliğinde.
Cevap hemen geldi: "Senin de ondan aşağı kalır yanın yok."
Fakat artık iş işten geçmişti.
Şahanelik bazında ölçü birimi Arzu idi.
Benim şahaneliğim kendi başına tanımlanmıyor, Arzu Hanım referans alınarak ölçülüyordu.
O, fellah köftesi yapabilen şahane kadın idi. Ben ise ona söylenen güzel şeyden parça koparmaya çalışan acılı, haset bir anneydim.
Herkes yerini bilmeliydi.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder