29 Temmuz 2017 Cumartesi

Ah Be, Hiç Haberi Yok!

Bir aşığın feryadı olduğunu tahmin ettiğim cümle. Tam olarak, kendi kendine yaşadığı aşkını Heybeliada duvarlarına kazıyan bir aşığın.

Karşı tarafı aşkından neden haberdar etmediğini bilmiyorum. İmkansız bir aşk herhalde; kadın / adam evli, başkasını seviyor, onu beğenmez, çok çok uzakta, belki de dünyanın tee bir ucunda yaşıyor vesaire.

"Ah be, hiç haberi yok!" diyor kendisi; ben burada cayır cayır yanıyorum, kendi kendime hisleniyorum, uykusuz geceler geçiriyorum, o farkında bile değil.


Ben nereye baksam onu görüyorum, o bana baktığında herhangi birini görüyor.

Onu gördüğümde dünyalar benim oluyor, onun dünyasında bir koltukluk yerim yok.

Bakışlarımız karşılaşıyor, gözlerim ışıldıyor, ümitlenecek gibi oluyorum ama görüyorum ki onun bakışlarında bana özel hiçbir şey yok.

Bir kahve daha dolduruyorum fincana, katran gibi, kopkoyu. Uykum gelsin istiyorum. Gelmiyor. Belli ki bana bu gece de uyku yok.

Kendi kendime seviyor, kendi kendime dertleniyor, kendi kendime özlüyorum.

Adada, üstü yazılarla dolu bir duvarın önünden geçerken  ben de kendi yazımı yazıyorum:

Ah be, hiç haberi yok!


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder